Bacon & Valezquez



Francis Bacon'ın Sığır  Böğürleriyle Çevrelenen Baş adlı resmi İspanyol sanatçı Diego Velazquez'in 1650 yılında yaptığı Papa X. Innocent portresinin fotoğrafik röprodüksiyonlarına dayanılarak yapılmıştır; Bacon'ın saplantılı bir şekilde defalarca işlediği bir konuydu bu. İşte Bacon bu örnekte de yine Rembrandt ve Soutine'in kesilmiş sığır resimlerini kullanıyor. Tıpkı Soutine gibi Bacon da hayatı boyunca kesimhanelere ve ete ilgi duyduğunu kabul ediyordu: "Çengeldeki hayvanı içgüdüsel olarak Çarmıhtaki İsa'yla ilintilendiriyor, bunu ise inançsız birisi olarak, sonraları insanlık dışı bir vahşet sayıyordu. " Valezquez'in portresinin "ilham"ı ne olursa olsun -papanın biyografisi olmadığı kesin- Bacon 'ın yorumu iktidarı teslim ediyor; "papanın" yüzünde, özellikle de gözlerinde ve (Velazquez'deki) sıkıca kapatılmış çenede dramatik biçimde görünüyor iktidar. İktidarı teslim ediyor etmesine ama Bacon aynı zamanda güçsüzlüğün portresini yapıyor: pasif hatta neredeyse felçli gibi oturan beden ise güçsüzlüğü kazıyor gözlere. Bacon kaynağını yeniden işliyor. Velazquez'in hem becerikli bir kilise lideri hem de erken modern dönemin usta politikacılarından olan birisini resmettiği portresi, Bacon'ın tuvalinde kan akıtmayı kafasına koymuş ruh hastası -acımasız, uğursuz. erişilmez ve kudurmuş- bir canavarın resmine dönüşüyor." Bacon için resim şeylerin örtüsünü kaldırmanın, yüzeylerindeki katı görünümleri yıkmanın ve içlerini oluşturan duygu unsurlarını ifşa etmenin bir yoludur... Bir biçime kilitlenmiş duyguyu buradan çıkarmak, Bacon'ın dediği gibi. imgeye şiddet uygular. "

Valezquez - Papa X. İnnocent 1650

Bizzat temsil gözlerimizin önünde açılıyor. Bacon'ın resminin etkisi: uzamsal-geometrik "mantığın" resimdeki kararsız biçimsel karışımı (hem hacim hem de düzen etkisi yaratan kaba hatları gösterilen
kutu) ile bu mantığın içe patlamasına -yani kesilmiş sığırın biri siyah bir okun deldiği iki kanlı parçası ile yarı-çığlık gibi görünen ve fakat nereden bakarsanız bakın afallamayı ve ironik bir kendinden geçişi gösterecek şekilde açılmış olan ağzın kara deliğiyle dikkat çeken bir portre kafası olarak içe patlamasına- dayanıyor. Kutuvari iç çerçeve aynı zamanda psişik bir kafesin -demir bir kafesten daha az etkili değildir- hapsedici "düzen"'ini canlandırıyor. Resimdeki figür hücre hapsinde bulunuyor. Toplumsal olan ne varsa hepsi silinmiş. Modernitenin görsel tarihindeki birçok yiyecek temsilinde olduğu gibi bu imge de yemeye ve dolayısıyla da hayata dair değil, her şey üzerindeki ve özellikle de bizzat insan hayatı üzerindeki insan iktidarının belirleyici gücü olan öldürmeye -ve benliğin yıkımına- dairdir.



Bacon bir keresinde bir sırrını açıklayarak, günün birinde "insan çığlığının en iyi resmini yapmayı " umduğunu söylemişti. "Çığlık attığımız zaman daima özgül olayları örten ve acı ve duyguyla sınırlı
kalmayan ele gelmez ve görünmez güçlerin kurbanları olarak çığlık atarız." Dehşeti değil çığlığı resmetmek'ten söz ederken Bacon işte bunu kastediyor." Bacon burada gördüğümüz aynı anda hem korku hem de güçsüzlük saçan açık ağız motifini defalarca işlemiştir resimlerinde (bunların bir kısmında çığlık daha bir aşikardır). ilk bakışta bir öfke çığlığı gibi görünebilen bir şey aynı zamanda acının verdiği bir çığlıktır. Çarpıtılmış figürün diğer yerleri gibi adamın ağzı da seyircinin bu resmin genel portre resimleriyle ilişkisini görmesi ve hele hele Velazquez'in ünlü imgesindeki asıl figürü tanıması ölçüsünde mecburen sanatın kendi tarihini çağrıştırıyor. Bacon portreciliğin bir teamülünü bir anlamda kişiyi ideal ve daha güzel göstermek amacıyla insani duyguların saklanması geleneğini çiğniyor. Bacon 'ın çığlık atan papası derinlerde saklanan ve bastırılan iç dünyayı açılan ağızdan dışarıya fışkırtarak içerdeki her şeyi dışarıya dökmeyi amaçlayan bir anti-portredir:

 "Çünkü, vücudun herhangi yerel bir parçası olmaktan çıkıp, kendiliğinden, bütün vücudun duygularını dışavurabilecek genel bir alan olabilme potansiyeline sahip olan tek organ ağızdır. "



Zaman tüm resimlerde dondurulmuştur. Bununla birlikte, dışsal bir anlatıya (mit. hikaye, tarihsel oluşum vb) yapılan doğrudan ya da dolaylı göndermelerle zamanın geçişi anlatılabilir. Bizler bu atıflara bakarak neyin resmedilen zamanın öncesinde vuku bulduğunu, neyin daha sonra vuku bulacağını saptayabiliriz. "Ne var ki portreler, teamül olarak, zamanın askıya alındığı bir durumdaki insanların -hiçbir şey yapmayan, hiçbir şeye tepki vermeyen, sadece var olan (bizzat bu, sanki sadece [sözde] önemli kişilerin hayatlarına özgü bir şeymiş gibi bir tür sihirli "şimdiliği" ima ediyor)- temsil edildiği resimlerdir.

Bacon'ın imgesi ise, bütünüyle figürün yüzüne, yani vücudun en ifade- dolu bölgesine kazınan özellikle şiddetli duygusal anın özgüllüğüyle bu teamülü de söküp atar: Yüzdeki ifade vücudun geri kalan kısmıyla tamamen çelişiyor çünkü vücut rahatça oturmuş bir insanın vücudu gibi duruyor. Seyircinin önündeki güçlüğün nedeni, her ne kadar kesilmiş sığırın kanlı gövdesi gerçeküstü bir ipucu sunsa da, vücut ile yüz ifadesi arasındaki bu kopukluğun nedenini bilmemesi değildir.

Crucifixion 1933


Buradaki anı açıklayacak ya da daha sonraki bir sonucu tanımlayacak -ve dolayısıyla da sorunu çözecek- bir anlatı sunulmuyor seyirciye; asıl sorun işte budur. Zamanın mantıksal ilerleyişi (ne olmuş ve ne olacak) ile zamanın uzamla (burada "kafes") mantıksal ilişkisi belirsiz, yoruma açık. gerçeküstü ve bariz ölçüde tedirgin edicidir. Aynı zamanda her bir zerresiyle moderndir. Eğer buradan bir anlatı çıkarabilirsek, bu portrelerden beklediğimizin tam tersi bir anlatı olacaktır: hayata dair değil, ölüme dair. Kişinin ölümünden sonra yapılan portreler bile bu kişiyi defnetmeyi değil, onu ölümsüz bellekte yeniden diriltmeyi hedefleyen resimlerdir. Bacon'ın figürü ise tam tersine, "normal" koşullarda unutmayı yeğleyeceğimiz bir anı bırakıyor bizlere. Çünkü, en azından resim tarihinde mumla arasak zor bulabileceğimiz -ki anlaşılır bir şeydir bu nadirlik; çünkü resim tarihinin toplumsal işlevleri Bacon'ın resme yüklediği derin ve siyasallaştırılmış karanlığı görünür kılma işine engel teşkil eden şeylerdir genellikle- bir yüzdür buradaki. Bacan dehşet verici bir ölüm -sığırın gövdesi bir okla parçalanıyor-. kan ve çığlık atan bir adam üzerinden gönderme yapıyor bu karanlığa. Fakat dahası var: Bu adam da bizzat sanata Velazquez'in model olarak alınan ünlü resmi üzerinden gönderme yapıyor. Böylece işin içine sanat tarihi de giriyor.



***

İrving Penn - Bacon

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder